970x90 -->
01 Kasım 2014 Cumartesi

"KamuAjans"ın Yönetici Atama Önerileri

Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi AVCI'nın TBMM'de kendisine yöneltilen soru üzerine, yönetici atama konusunda Milli Eğitim Müdürleri ve öğretmenler başta olmak üzere tarafların görüşlerini alacaklarını söylemesi ile yönetici atama sorunu yeni bir sürece girmiştir. Sayın Nabi AVCI'nın cevabında bahsettiği "taraflar" içinde yer alan il müdürlüklerinden görüş istendiği fakat öğretmenler, sendikalar ve bu konuda yetkin olanlardan görüş istenmediği de bir gerçektir.

13 Mayıs 2013 Pazartesi 15:25
Bu haber 1649 kez okundu
 kamuajans. com  bu  sürecin   başından   beri   konunun  takipçisi  olmuş ,  konuyu   tüm   detayları   ile kamuoyu  ile   paylaşmış   ve   hatta   çok   daha  kapsamlı  çalışmalar  yaparak sitemiz  yazarları   Cafer GÜZEL  ve Feridun  Fikret  AKSU  tarafından   yönetmelik  taslağı hazırlanarak  Milli   Eğitim   Bakanlığı   ve kamuoyuna sunulmuştur. Ancak gelinen  noktada   gerek  Başbakanın “Yatılı  okullara  yönetici bulma konusunda   sıkıntı  yaşandığı” yönündeki açıklamalarından  gerekse  kamuoyu baskısı  nedeniyle Bakanın açıklamalarından anlaşılan  odur  ki bu  süreci  tıkayan  belli   başlı   konular   bulunmaktadır . Yönetici atama sorununun  çözümü   adına   belki  Bakanlıktan  ve  sendikalardan bile  çok   kafa  yorarak bu konuya   öncülük  etmiş  bir   site  olarak, yönetmeliğin  çıkarılma   sürecini  tıkayan  hassas   konuları çözeceğine inandığımız  önerilerimizi  Bakanlığın  ve  kamuoyunun  dikkatine  sunuyoruz. 

 

     1) Yatılı  Okullara  Yönetici Atama:  Öncelikle  bu  konunun   en   yüksek  perdeden yani  Sayın Başbakan   tarafından  kamuoyuna açıklanmış olması,  konunun  hassasiyetini ve bir o kadar da Bakanlık açısından  çözümünün  zorluğunu göstermesi açısından anlamlı olduğunu vurgulamak gerekir.  Zira Başbakanın açıklamaları ile kamuoyu baskısı arasında sıkışan Bakanlığın çıkmaza girdiğini ve alternatif  çözümler  aradığını söylemek mümkündür. Sayın Başbakanın açıklamalarını hatırlatmak gerekirse özetle  “Yatılı okullara yani YİBO'lara yönetici bulma konusunda sıkıntı yaşandığını” kamuoyuna açıkladığını ve sırf bu nedenle olsa gerek “mülakatla” yönetici ataması yapılacağını açıkladığını tüm kamuoyu bilmektedir. İşte ne olduysa bu açıklamadan sonra olmuş ve artık deyim yerindeyse “ok yaydan çıkmış” ya da “dönüşü ve çıkışı olmayan otobana girilmiştir.” Ancak otobanın da zannedildiği kadar düzgün bir yol olmadığı, çeşitli engellerle dolu olduğu zaman içinde anlaşılmıştır. İşte bu engellerden, başka bir deyimle hassas konulardan en önemlisinin Sayın Başbakanın açıkladığı konu olduğunu ve belki de sırf bu nedenle mülakatın düşünüldüğünü söylemek mümkündür. Nitekim memleketin onca meselesi dururken bu konunun Başbakanın gündemine alınması konunun hassasiyetini göstermektedir. Bu hassas konunun yine Başbakan tarafından açıklanmış olması doğal olarak yönetici atama konusunda dikkatleri “Yatılı okullara yapılacak olan yönetici atamalarına ve buna bağlı olarak mülakata” çevirmektedir.

 

           YİBO'ları bu denli hassas kılan nedenleri somut olarak ortaya koymamız ve bu konudaki hükümetin elinde bulunan delilleri ya da verileri bizim bilmemiz mümkün değil. Ancak Başbakanın bu konu üzerinde titizlikle durmasından anlaşılmaktadır ki YİBO'lar tek kelimeyle hassas bir konudur. Dolayısıyla bu okullara yönetici atama konusunda da hassasiyet gösterilmektedir. Mülakatın  da bu hassasiyetin sonucu olarak ortaya çıkmış bir konu olduğu düşünülmektedir.

 

            Bu okulların hassas noktalarını bizim düşündüğümüz kadarıyla sıralamak gerekirse; öncelikle bu okullarda yatılı kalan çocukların psikolojisi, sağlığı, beslenmesi, eğitimi, temizliği diğer okullardan çok daha fazla bilgi, ilgi ve özen gerektiren konulardır. Ayrıca bu okullara aktarılan yüklü miktardaki ödeneklerin doğru ve yerinde kullanılması da yine ayrı bir bilgi ve hassasiyet gerektirmektedir. Dahası bu okullarda yöneticilik yapmak gerçekten çocuk sevgisine dayalı özveri gerektiren zorlu ve hassas bir görevdir. En önemlisi ise çocukların gelişim dönemleri itibariyle zaten zorlu bir süreç olan ve kimliklerinin, kişiliklerinin oluşmaya başladığı ergenlik çağı gibi en hassas yaşlarda ailelerinden ayrılarak yatılı kalmaları, bu çocukları her yönüyle sağlıklı bir şekilde yetiştirmek adına tüm yönleriyle yetkinliğinden ve güvenilirliğinden zerre kadar şüphe duyulmayan insanların bu okullarda yöneticilik yapmasını haklı, hatta gerekli kılmaktadır.  Dolayısıyla bu nedenlerle birlikte bizim bilmediğimiz ama devlet yetkililerinin vakıf olduğunu düşündüğümüz diğer nedenler sebebiyle bu okullara doğru yöneticileri seçmek için mülakatın düşünüldüğünü tahmin etmekteyiz. 

 

            Söz konusu bu okullarda okuyan çocuklarımızın, eğer gerçekten eğitimi adına illa da mülakat deniyorsa sırf bu çocuklarımızın menfaatini gözeterek biz de sadece YİBO'larla sınırlı olmak kaydıyla bu okullara direk Bakanlık tarafından atama yapılmasını ve yönetmelikte mülakatın yer almasını; ancak bu okulların dışında hiçbir okulda mülakatın asla uygulanmamasını, diğer okulların yöneticilikleri için ise ilk atamalarda sadece yazılı sınav puanı ile atama yapılmasını önermekteyiz. Böylece bu hassas ve kilit sorunun çözüleceğini böylelikle de yönetmeliğin önünün açılacağını düşünmekteyiz.

 

     2) Uzman Öğretmenlik:KBYS'nin 8 yıla yakın bir zamandır yapılmaması, bu unvanlara verilen puanlardan eğitimcilerimizin büyük bir çoğunluğunun mahrum bırakılmasına daha da vahimi bu haksızlığın sürekli ve olağan hale gelmesine neden olmuştur. Bu haksızlık vicdani olarak kabul edilemez. Milli Eğitim Bakanlığı maalesef bu soruna bir türlü çözüm bulamamıştır. Yönetici atama işlemlerinde, Uzman Öğretmen unvanına sahip olanlara 4, Başöğretmen unvanına sahip olanlara 5 puan verilmesi, 8 yıldır bu unvanları elde etmesi engellenen eğitimcilerimize karşı yapılan büyük bir haksızlıktır ve bu haksızlık çözüme kavuşturulmalıdır. Kariyer Basamakları Sınavının üçüncüsü yapılıp eğitimcilerimize unvanları verilinceye kadar yönetici atama işlemlerinde Uzman Öğretmenlik ve Başöğretmenlik unvanlarına puan verilmemesini öneriyoruz. Bu işin en güzel çözümü uzman öğretmenlik sınavının biran önce yapılarak yönetici adayları ve öğretmenler arasındaki eşitsizliklerin giderilmesidir.

 

     3) Ek-1 Yönetici Değerlendirme Formu:  Yazılı sınavı tartışmaya açmasının yanında torpile kapı aralaması nedeniyle çok tartışılan ve yönetmeliğin yumuşak karnını oluşturan diğer bir hassas konu olan Ek-1 Yönetici Değerlendirme Formuna gelince özetle bu form torpil kapısını aralayan her türlü gereksiz puandan arındırılmalıdır. Söz gelimi yukarıda belirtilen uzman öğretmenliğe/başöğretmenliğe verilen puanlar, çoğunluğu torpile dayalı belli kişilere verilen ödüllere verilen puanlardan, yatılı okullara bayan müdür yardımcına verilen ek puanın dışında kalan meslek lisesi gibi bazı özel nitelikli okullara verilen puanlardan Ek-1 Yönetici Değerlendirme Formu kesinlikle arındırılmalıdır. Diğer puanlar ise yazılı puanın dengesini bozmayacak şekilde deyim yerindeyse hassas teraziyle ölçülerek makul seviyede verilmelidir. Ancak Uzman Öğretmenlik Sınavı davasında Anayasa Mahkemesinin “Yalnızca belli kişilere verildiği gerekçesiyle” iptal ettiği "seminer sertifikalarına" kesinlikle puan verilmemelidir. Çünkü yargıdan döneceği kesin olan bir konuda inat etmek "bile bile lades" anlamına gelecektir. Ayrıca en önemlisi Ek-1 Yönetici Değerlendirme Formunun yalnızca yer değiştirme atamalarında ve norm fazlası tespitinde kullanılmasını önermekteyiz. Aksi halde ilk atamalarda kullanılması yazılı sınavın tartışılmasına ve anlamını yitirmesine neden olacaktır.

 

     4) Özür Grubu Yer Değiştirmeleri:  Bu konuda şu ana kadar gündeme getirilmemiş olan bir konuyu ilk defa gündeme getirmek suretiyle yönetmelikte yer almasını önerdiğimiz diğer bir konu ise “özür grubu yönetici atamasıdır.” Zira; sağlık, eş durumu gibi çok hassas konularda tüm memurlara hatta diğer kurumlardaki tüm yöneticilere yöneticilik kadrolarıyla birlikte özür grubu yer değiştirme hakkı verilirken, okul yöneticilerine bu hakkın verilmemesi, yöneticiliği ile sağlığı ya da yöneticiliği ile eşi arasında tercih yapmaya zorlanması anlaşılır bir durum değildir. Kaldı ki il içi ya da il dışı yer değiştirmeleri zaten daha önceki 2009 yönetmeliğinde vardı. Bizce bu yönetmelikte de kesinlikle olmalıdır. Ancak il içi ve il dışı yer değiştirme konusundan çok daha öncelikli ve hatta hem yasal açıdan hem de insani açıdan da zorunluluk arz eden özür grubu yönetici atamalarının olmaması bir eksikliktir, çelişkidir ve ciddi anlamda mağduriyet yaratan bir konudur. Bu nedenle kesinlikle yeni yönetmelikte “özür grubu yönetici atamaları” olmalıdır.

 

     5) Rotasyon: Milli Eğitim Bakanlığı sadece okul müdür ve müdür yardımcılarına rotasyonu uygulamaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının kara kedi olarak gördüğü personeli demek ki bu iki gruptur. Rotasyon maalesef aileleri parçalamış, kurumların hafızalarını silmiş, çok fazla personel sirkülâsyonu okullardaki işlerin sürekliliğine zarar vermiştir. Rotasyon uygulamada verim değil verimsizlik kaynağı olmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı zorunlu yer değiştirmeye tabi tuttuğu personelinin öğretmen olan eşlerini dahi yanlarına atamamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı; üst düzey yöneticilerine de, şube müdürü olma hakkı tanıdığı şeflerine de rotasyon uygulamamaktadır. Rotasyon uygulamasının kaldırılması artık elzemdir. Bu yüzden asgari düzeyde müdür başyardımcılarına/yardımcılarına rotasyonun kaldırılmasını önermekteyiz.

 

     6) Norm Fazlası İdareciler: Bazı il müdürlükleri; norm fazlası durumunda olan eğitim yöneticilerinden istedikleri kişileri el altından, duyuru yapmadan, kişiye özel atamayla yine istedikleri okula yönetici olarak atamaktadır. Torpilin, kul hakkı yemenin bir yolu da bu şekilde yapılan atamalardır. Milli Eğitim Bakanlığı bu konuya da yeni düzenlemede yer vermeli, duyuru şartı getirilmelidir. 28 şubat yönetmeliğinde norm fazlası yöneticiler için re'sen atama getirilmeye çalışılmıştır. Norm fazlası öğretmenlerin re'sen atanması işleminin hukuka uygun olmadığı mahkeme kararlarıyla sabittir. Yönetici atama konusunda da benzer kararların çıkacağı aşikardır. Yeni yönetmelikte; norm kadro fazlası durumuna düşen yöneticilerin öncelikle atanmasını, durumlarına uygun boş eğitim kurumu bulunmaması ya da atanma başvurusu yapmak istemeyenlerin yöneticiliklerinin, Bakanlığın norm kadrolarını onayladığı tarihten itibaren üç yıl daha devam etmesini, üç yılın sonunda durumlarında herhangi bir değişiklik olmayan ve durumlarına uygun eğitim kurumu yöneticiliğine atanamayan yöneticilerin, istekleri de dikkate alınarak durumlarına uygun eğitim kurumlarına öğretmen olarak atanmasını önermekteyiz.

 

     7) Yönetici Atamada Alan Değiştirme:4+4+4 sistemi "Sınıf Öğretmeni" normunda %20 azalmaya sebep olmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı, özellikle “Sınıf Öğretmenliği” branşında oluşan norm fazlalığını eritmeye çalışmaktadır. bunun için yan alan belgesiyle dahi alan değişikliğine izin vermiştir. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde; Fizik Öğretmenliği, Kimya Öğretmenliği, Biyoloji Öğretmenliği, Fransızca Öğretmenliği, Almanca Öğretmenliği vb. alanlardan mezun olup “Sınıf Öğretmeni” olarak atanan ve eğitim yöneticisi olarak çalışan personel bulunmaktadır. Bu yöneticilere, diplomalarına uygun eğitim kurumlarına yönetici olarak atanma hakkı verilmesini öneriyoruz. Örneğin: Biyoloji Öğretmenliği mezunu olup Sınıf Öğretmeni olarak atanan ve şuanda bir İlkokulda yönetici olarak çalışan personel liseye de yönetici olarak atanabilmelidir.

 

          Hazırladığımız yönetmelik taslağı bu sorunun çözümüne yönelik hazırlanmış en kapsamlı ve güncel çalışmadır. Eğitimcilerimizin sorunlarının çözümü için katkı sunan taraf olmaya devam edeceğiz...

          Ancak bakanlık görüş beklerken bu süreçte  sendikaların bu konuda söyleyecek hiç mi sözleri yok onuda merak ediyoruz doğrusu...

  

Cafer GÜZEL & Feridun Fikret AKSU

kamuajans.com/ÖZEL

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • KURUM TİPLERİ 1 yıl önce yorumlandı

      kurum tipleri ne olacak? hiç ondan bahsetmemişsiniz.

    GAZETE MANŞETLERİ

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Dersaneler Kapatılmalı Mı?

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV